Hazımsızlık Çare: Melisa Ne sağlıyor? Şifalı bitkilerle uğraşan uzmanlar, melisanın hazımsızlığa karşı birebir olduğunu söylüyorlar. Ayrıca antideprasan özelliği olan bu bitki, kendinizi kısa bir sürede iyi ve daha mutlu hissetmenizi sağlayabiliyor. Aynı zamanda, anksiyete ve uyku problemlerini gidermede de etkili olan melisanın hafızayı güçlendirdiği de biliniyor. Bunu deneyin: Hazımsızlıktan yakınıyor ve melisanın olumlu etkilerinden faydalanmak istiyorsanız, 3–4 çay kaşığı kuru melisa yaprağıyla demlediğiniz çaydan günde 2 fincan için. Mide bulantısı Çare: Papatya Ne sağlıyor? Papatya sindirim sistemi üzerinde pek çok olumlu etkiye sahip bir bitki ve mide spazm ve kramplarını da önlüyor. Bu özelliğiyle de mide bulantısının yanı sıra, şişkinlik, hafif gastrit semptomları ve gaz şikâyetlerini gidermede de etkili olabiliyor. Uzmanlar, papatyanın araba ve gemi yolculuklarında oluşan bulantıları önlemede de etkili olabileceğini belirtiyor. Bunu deneyin: Marketlerde hazır satılan papatya çaylarını deneyebileceğiniz gibi aktarlardan kuru papatya alıp kendi çayınızı kendiniz de demleyebilirsiniz. Ayrıca büyük bir kapta demlediğiniz papatya suyuna batırdığınız minik bir havluyla karnınıza 20 dakika boyunca kompres yapmak da bulantınızı hafifletecektir. Halsizlik Çare: Ginseng Ne sağlıyor: Ginseng, özellikle Uzakdoğuluların enerji kaynağı olarak kullandıkları ve asla vazgeçemedikleri bitkilerin başında geliyor. Aynı zamanda hafızayı güçlendiren, anksiyete ve huzursuzlukla da savaşan ginsengten bol bol tüketmek, oruç tutanların sık sık yaşadığı halsizlik ve yorgunluk sorununa karşı ida oldukça yi geliyor. Bunu deneyin: Ginseng kökünü aktarlardan temin edebilir, bununla çay demleyebilir ya da yemeklerinizin içine rendeleyerek kullanabilirsiniz. (Günde yaklaşık 1 – 2 gr.) Ayrıca doğal ürünler satan mağazalardan aldığınız ginseng haplarını bir uzmana danışarak kullanabilirsiniz. Kötü nefes kokusu Çare: Biberiye Ne sağlıyor? Sindirim sistemini düzenlemek için kullanılan biberiye kötü nefes kokusunu gidermede son derece etkili. Ayrıca açlık nedeniyle oluşan başağrılarını gidermek için de biberiye yapraklarını parmaklarınızın arasında sıkabilir elinize gelen yağı, şakaklarınıza sürüp hafifçe ovabilirsiniz. Bunu deneyin: Taze biberiye yapraklarını salata ve et yemeklerinin üzerine lezzet vermek için serpebilirsiniz. Kurumuş biberiye yapraklarını ise çay demlemek için kullanabilirsiniz
‘Şifalı Bitkiler’ kategorisi için Arşiv
4 soruna 4 şifalı bitki
Cumartesi, 09 Ağustos 2008Mucize bitki soya
Perşembe, 12 Haziran 2008Doğu Asya ovalarından tüm dünyaya yayılan mucizevi bitki soya, içerdiği yüksek kaliteli protein ile çocuklar ve yetişkinler için sağlık dağıtıyor.
Lezzet Dergisi Hayvansal gıdalara oranla daha az yağ içerdiğinden kalbi koruyor, kolesterol düşüşünde önemli bir rol oynuyor. Son yıllarda sağlık açısından önemi daha iyi ortaya çıkan mucizevi bitki soya fasulyesi, Asya halkının beslenme alışkanlığında vazgeçilmez bir besin olarak yer alıyor. Yaklaşık 5 bin yıl önce Doğu Asya ovalarında keşfedilen soya, bugün sadece vejetaryen beslenme düzeninde değil, dünya mutfaklarında da önemli bir yere sahip. Büyüklük ve şekline göre uzun, yuvarlak, oval olan soya fasulyesi, hafif esmer ya da sarı renklidir. Mayıs ortasında ekilen soya eylül ya da ekim aylarında toplanır. Soya fasulyesini bu derece önemli kılan, zengin bir protein kaynağı olması, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu amino asitler açısından mükemmel bir denge oluşturması. Soya proteini hem çocuklar hem de yetişkinler için önemli bir kaynak. Aynı zamanda inek sütüne karşı alerjisi olanlar için de vazgeçilmez bir protein kaynağı. Kolayca sindirilebilen, kolesterol içermeyen soya ürünleri bu özellikleri nedeniyle diyet yapanlara da öneriliyor. İçerdiği B1 vitamini oranının ete nazaran daha yüksek olması; kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum içermesi gibi nedenlerle uzmanlar sağlıklı bir yaşam ve dengeli beslenme için soya ürünlerinin kullanılmasını öneriyor. Sağlık için soya Düşük yağlı ve soya bazlı beslenen Japonlarda kalp hastalıklarının çok az görülmesi, kalp hastalıkları ve soya ilişkisini gündeme getirdi. Soya çeşitlerinin kan lipid seviyeleri üzerindeki etkisi de araştırıldığında soyanın kolesterol seviyesinin düşüşünde önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı. Menopoz konusunda yapılan araştırmalar da, soyanın kemiklerin güçlenmesinde etkili olabileceğini gösteriyor. Erkekler açısından da umut veren gelişmeler oldu; soyanın yapısında bulunan ‘genistein’ adlı bileşenin, prostat tümör hücrelerinin büyümesini önlediği keşfedildi. Soya ürünleri Soya fasulyesinden doğal olarak yararlanıldığı gibi soya filizi, soya sütü, soya eti, soya yağı, soya unu ve tofu olarak da tüketiliyor. Bunların dışında tempeh, miso, soya kepeği ve soya sosu dünya mutfaklarında kullanılan diğer soya ürünleri.
Soya fasulyesinin kavrulup öğütülmesiyle elde edilen soya unu, yüksek nitelikli protein açısından zengin olmakla birlikte; mükemmel bir demir, kalsiyum ve B vitaminleri kaynağı. Nişastası az olduğundan mayalı ürünlerde toplam unun yüzde 20’si oranında un kullanılmalı. Pişirme ve kızartma sırasında hamurun su tutma özelliğini de artırdığından, elde edilen ürünler daha nemli oluyor. İçeriğindeki yağ, lif ve şeker; ortaya çıkan ürünün iç kısmına yumuşaklık veriyor. Yapısındaki çözünür protein, bol yağda kızartılan ürünlerin yağ çekme oranını azaltıyor. Keklerde soya unu kullanıldığında yumurta ve süt miktarını azaltmak gerekir. Soya unu muhallebi, pasta, kek ve erişte yapımında kullanılabilir. Çin ve Japonya’da taze olarak tüketilen soya sütü yüzlerce yıldan beri uygulanan basit bir teknikle elde ediliyor. Islatılıp pişirilen soya fasulyelerinin öğütülüp bastırılarak sütünün çıkarılması yoluyla günlük olarak hazırlanıyor. Siz de aynı yöntemle soya sütü elde edebilirsiniz ve içecek olarak tüketebileceğiniz gibi milk shake, dondurma ve kremalı çorbalarda kullanabilirsiniz.
Ülkemizde de yaygın olarak kullanılan soya filizi genellikle çiğ olarak tüketiliyor. Soya filizi alırken fasulyesi kopmamış olanları seçin ve kısa sürede tüketin. Son yıllarda özellikle vejetaryenlerin tercih ettiği soya eti, soya ya da tofudan elde edilir. Büyük aktarlarda bulabileceğiniz soya etini, kırmızı ve beyaz ete alternatif olarak tüketebilirsiniz. İdeal bir bitkisel yağ olan soya yağı, hafif tatlı ve kokusuz bir yağdır. Duman verme ısısı (230 derece) yüksek olduğundan yüksek ısılarda kızartma yapmak için uygundur.
Bitkisel ilaçların hiçbir etkisi yokmuş!
Perşembe, 12 Haziran 2008Bitkisel alternatif ilaçların hiçbir iyileştirici etkisi olmadığını ve doktorlar tarafından önerilen ilaçları bir kenara bırakarak bu ilaçlarla kullanmayı tercih edenlerin hayatlarını tehlikeye attığı ileri sürüldü.
İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, İngiltere hükümetinin en kıdemli bilim danışmanı Profesör David King, son zamanlarda popülerlik kazanan ve yaygın olarak kullanılmaya başlanan bitkisel ilaçların bilimsel olarak kanıtlanmış hiçbir yararlı etkisinin olmadığını belirtti. King, hiçbir kanıt olmamasına rağmen ilaçların üzerinde belirli hastalıkları tedavi ettiğine dair ibareler bulunmasının sakıncalarına değinerek, Sağlık Bakanlığı’ndan bu uygulamayı yasaklamasını istedi. Bitkisel ilaçların, ancak hastanın kendisini iyi hissetmesini sağlayacak “placebo etkisi” yaratabileceğini vurgulayan King, “İnsanlar bazen hastalıklarını iyileştireceği bilimsel deneylerle kanıtlanmış ve doktorları tarafından tavsiye edilen ilaçları kullanmayarak, bitkisel ilaçları tercih ediyorlar. Bu, insanların hayatlarını tehlikeye atıyor” dedi.
Acı patlıcanın tatlı gerçekleri
Perşembe, 12 Haziran 2008Patlıcan içerdiği antosiyaninler özellikle de ‘nausin’ nedeniyle çok güçlü bir antioksidanttır.
Antosiyaninler bitkilerde bulunan suda çözünen pigmentlerin en geniş grubudur. Yapılan birçok bilimsel araştırma sonucunda antosiyaninlerin antioksidant ve bazı kanser türlerinde hücre büyümesini engelleme özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Patlıcan kabuğundan elde edilen ‘nausin’ ekstratı laboratuvar ortamında incelediğinde serbest radikal oluşumunu bloke ettiği görülmüştür. Bilindiği üzere serbest radikaller hücre zarına zarar vermekte ve kötü huylu ‘LDL’ kolesterolün oksidasyonuna neden olarak kalp hastalıkları ve inme riskinin artmasına neden olmaktadır. Ayrıca patlıcanın içerdiği fenolik bileşiklerin Tip 2 Diyabet ve hipertansiyonda çok önemli roller oynadığı da gözlenmiştir. Hatta diyabetik beslenme programlarının içerisine ağırlıklı olarak patlıcanın sokulmasının diyabetin düzenlenmesinde alternatif yöntemlerden biri olabileceğini belirtmişlerdir. Tabii bu görüş temelinde patlıcanın yüksek posa ve az çözünür karbonhidrat içeriği yatmaktadır. Gördüğümüz gibi senelerdir hiçbir faydası olamadığ hatta zararı olduğu söylenip yerden yere vurulan; ama çaktırmadan sofralarımızın baş tacı da olan patlıcanın gerçekleri hiçte sanıldığı gibi değil. Bu durumda aklımızda hiç soru işareti kalmasın sağlıklı yöntemlerle pişirdiğimiz ve mevsiminde, zirai tarım ilaçlarıyla kontamine olmamış patlıcanı tüketmenin vücudumuza sağladığı yararlar; belki de eşsiz lezzetini bile solda bırakacak kadar fazladır.
“Her gün böğürtlen yiyin”
Perşembe, 12 Haziran 2008Türkiye’de yaygın olarak doğal ortamda yetişen, ancak uyum çalışmaları sonucu ekim alanları hızla artan böğürtlenin, kansere karşı koruyucu etkisinin yanı sıra kan şekerini de dengelediği, bu nedenle “günde bir avuç” tüketilmesi gerektiği bildirildi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurgül Türemiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kozmetikten gıda sanayine kadar çok amaçlı kullanılabilen böğürtlene gösterilen ilginin her geçen yıl daha da arttığını söyledi.
Artan talep karşısında Türkiye’deki 17 ayrı yörede, ziraat fakülteleri tarafından uyum çalışmaları yapıldığını belirten Prof. Dr. Türemiş, bunun sonucunda soğuk hava koşullarına sahip yerler dışındaki kesimlerde böğürtlen bahçeleri oluşturularak üretiminin yaygınlaştığını bildirdi.
Böğürtlenin antioksidan ve C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve olduğunu ifade eden Prof. Dr. Türemiş, şöyle konuştu:
“Yaptığımız araştırmalarda böğürtlenin, bünyesinde barındırdığı antioksidanlar ve renk veren maddeler nedeniyle bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğunu saptadık. Böğürtlen, organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir meyve. Özellikle bitkilerde bulunan flavanlar açısından zengin olan böğürtlen, kansere karşı adeta kalkan görevi üsteniyor. Ayrıca kanı incelterek kan şekerini dengeleyen böğürtlen, diyabet rahatsızlıkları olan hastalar için önemli bir şifa kaynağı. Çok sayıda özelliği dolayısıyla günde bir avuç böğürtlen yenmesi, sağlık açısından son derece yararlıdır.”
Yapılan bazı araştırmalarda böğürtlenin cildi yenileyerek canlılık sağladığının da saptandığını ifade eden Prof. Dr. Türemiş, bu yönüyle de kozmetik sanayisi tarafından değerlendirildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Türemiş, böğürtlenin sindirim sistemi ile kalp damar rahatsızlıklarına iyi geldiğinin bilindiğini, özellikle hasadın başladığı bugünlerde taze ve ucuz bir şekilde tüketilmesinin yararlı olduğunu bildirdi.
SİLİFKE’DE 350 BİN TON REKOLTE
Sıcak iklim ve bol su isteyen bir meyve olan böğürtlenin, Mersin’in Silifke ilçesinde 6 yıl önce deneme amaçlı başlayan üretiminin 150 dönüme ulaştığı belirtildi.
Böğürtlen Üreticileri Birliği Başkanı Ekrem Doğan, ilçede böğürtlen bahçelerinden bu yıl yaklaşık 350 bin ton rekolte beklediklerini, hasadın yeni başlamasına rağmen ürünlerin büyük bir kısmının pazarının hazır olduğunu söyledi.
Böğürtlenin üretim maliyetinin düşük olması nedeniyle çiftçiler tarafından tercih edilen bir ürün olduğuna dikkati çeken Doğan, şöyle dedi:
“Böğürtlen ilçenin iklimine iyi şekilde adaptasyon sağladı. Yüksek verimi ise üreticinin yüzünü güldürüyor. Taze tüketiminin yanında reçel, marmelat, pasta ve kozmetik ürünler gibi çok çeşitli alanlarda kullanımı ise üreticileri böğürtlene yönlendiriyor.”
Kemoterapi tahribatına karşı üzüm çekirdeği
Perşembe, 12 Haziran 2008Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, üzüm çekirdeğinin kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin olumsuz etkilerini azalttığını ortaya koydu.
ERCİYES Üniversitesi’nin çeşitli birimlerinde görev yapan 8 doktor, üzüm çekirdeğinin antioksidan etkisinin kanser tedavisine etkisini araştırdılar. Çalışmayla ilgili bilgi veren Dr. Aysun Çetin, kanser oluşumunun engellenmesi için vücutta antioksidan miktarının azalmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Üzüm çekirdeği verdiğimiz fare grubunda antioksidan maddelerin hissedilir derecede arttığını belirledik. Hatta hem ışın, hem üzüm çekirdeği verdiğimiz grupta antioksidan maddelerin, hiç ışın verilmeyen ve sadece su verilen kontrol grubundan bile daha fazla düzeyde olduğunu gözlemledik. İnsanlarda da aynı etkileri gösterebileceği sonucuna vardık. Yani, antioksidan özelliği nedeniyle kanser oluşumunu engelleyen üzüm çekirdeğinin, kanser tedavisinde ortaya çıkan olumsuzlukları da azaltabileceğini belirledik.” Üniversitenin “Gevher Nesibe Araştırma Teşvik Ödülü”nü alan çalışma, uluslararası The Turkish Journal Of Gastroenterology ve American Journal Of Chinese Medicine isimli dergilerde yayınlanmak üzere seçildi.
4 soruna 4 şifalı bitki
Perşembe, 12 Haziran 2008Hazımsızlık, yorgunluk, kötü nefes kokusu ve reflü… Bu sorunların çaresini her zaman ecza dolabınızda mı arıyorsunuz?
Hazımsızlık,yorgunluk,kötü nefes kokusu ve reflü… Bu sorunların çaresini her zaman ecza dolabınızda mı arıyorsunuz? Bizim başka bir önerimiz var: Şifalı bitkiler.
Hazımsızlık
Çare: Melisa
Ne sağlıyor: Şifalı bitkilerle uğraşan uzmanlar, melisanın hazımsızlığa karşı birebir olduğunu söylüyorlar. Ayrıca antideprasan özelliği olan bu bitki, kendinizi kısa bir sürede iyi ve daha mutlu hissetmenizi sağlayabiliyor. Aynı zamanda, anksiyete ve uyku problemlerini gidermede de etkili olan melisanın hafızayı güçlendirdiği de biliniyor.
Bunu deneyin: Hazımsızlıktan yakınıyor ve melisanın olumlu etkilerinden faydalanmak istiyorsanız, 3–4 çay kaşığı kuru melisa yaprağıyla demlediğiniz çaydan günde 2 fincan için.
Mide bulantısı
Doğal Yağlar ve Bitki Özleri
Cuma, 06 Haziran 2008Doğal Yağlar
İnsanların sağlıklı beslenmesi, çocukların büyümesi, yaşlanma, fizyolojik tüm faaliyetlerin normal gelişmesi, hastalıklardan korunma ve tedavilerin başarılı olması gibi hayati konularda en önemli unsurların başında gelir.Sağlıklı beslenmenin temeli, kabaca beş önemli madde grubunun vücuda yeterli,uygun ve yüksek kalitede alınmasına dayanır. Bunlar;
- Proteinler
- Yağlar
- Karbonhidratlar (Şekerler)
- Vitaminler
- Minerallerdir
Yağlar diğer madde grupları gibi insan hayatinin olmazsa olmaz unsurlarından biridir. Temel olarak Doğal Yağlar bir gliserin molekülünün üç yağ asidi molekülü ile birleşerek oluşturduğu Trigliserid denen yapılardır. Dolayısı ile yağ asitlerinin hangileri olduğu bir yağın kalitesini belirleyen en önemli konudur. Genel olarak sıvı bitkisel yağlar, katı ve hayvani yağlara göre sağlık açısından çok daha yararlıdır. Ancak bu saptama hayvani yağların tüm olarak beslenme dışında tutulması anlamına gelmez. Örneğin süt ve etlerden alınan yağların taşıdığı pek çok değerli madde ve vitamini başka kaynaklardan almak mümkün değildir. Esas olan bunların total yağ alımındaki oranını %20 gibi düşük bir oranda sınırlamaktır.
Vücudun kendi üretmeyip mutlaka dışardan (beslenme yoluyla) hazır alması gereken maddelere Elzem Maddeler denir. Adı çok geçen Omega Yağ Asitleri (Omega-3, Omega-6 vb.) Bu nitelikteki Elzem Yağ Asitleridir ve hücre yapısı, hormonlar, enzimler ve doku sağlığı için mutlaka vücutta yeterli ve uygun kalitede bulunmalıdırlar. Omega yağ asitlerinin hepsi elzem (esansiyel) değildir. Örneğin; zeytinyağındaki oleik asit (Omega-9) vücut tarafından üretilebilir. Ancak bu yağıda sağlık açısından çok değerli yapan ana yağ yapısına ek olarak taşıdığı yan maddelerdir. Bu durum ana yapısı aynı niteliklere sahip olan pek çok yağın beslenme ve sağlık açılarından dahilen ve haricen birbirinden farklı özellikler taşımasına ve özel amaçlar için tercih edilmesine sebeptir. Örneğin; ayçiçek yağı aynı miktarlarda olmasa da soya yağına benzer yağ asitleri taşır. Isıl işlem görmemiş, rafine edilmemiş, doğal haldeki ayçiçek yağının taşıdığı lesitinler, bitkisel steroidler, vitamin ve organik mineraller de soya yağına benzer bir tablo yaratır. Ancak bunların yanında en az K vitamini taşıyan yağ olması onu özellikle beyin kılcal damarlarında tıkanıklık nedeniyle nörolojik rahatsızlık yaşayan hastalar için birinci tercih haline getirir. Bu vitamin kanın pıhtılaşma yeteneğini sağlar.’’ Ancak bu durum yalnızca ısıl işlem görmemiş, rafine edilmemiş, doğal yapısını koruyan yağlar için geçerlidir.’’
Bitkisel yağlar üretilirken uygulanan çeşitli teknikler vardır. Çözücü (Solvent) tüketimi (ekstraksiyonu), sıcakta yada soğukta presleme gibi. Bu tekniklere göre elde edilen yağ miktarı,yani üretim verimi değişir.
Şifalı Bitkiler ( Z )
Cuma, 06 Haziran 2008Zakkum (ağu ağacı) : Zakkumgiller familyasından; Akdeniz sahilleri boyunca hemen hemen her yerde yetişen; yurdumuzda Batı ve Güney Anadolu’da dere yataklarında bulunan bir bitkidir. Boyu 5 metre kadar uzar. Kış aylarında yapraklarını dökmez. Sık dallıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri kapsül şeklindedir. Zehirlidir. Yapraklarında reçine, tanen, glikoz, C vitamini ve oleandrin adında bir glikozit vardır. Kabukları ve tohumlarında da etkili maddeler vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir.
Faydası : Haricen kullanıldığı takdirde adale ağrılarını giderir. Akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Düşük dozlarda kullanılacak olursa kalbi kuvvetlendirir. Bol miktarda idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Zambak (zanbak) : Zambakgiller familyasından; soğanı pullu, dik gövdeli, güzel ve iri çiçekli bir bitkidir. 50 kadar türü vardır. Beyaz zambak 1 metre kadar boylanabilir. Çiçekleri beyazdır. Kırmızı zambak yüksek dağlarda bulunur. Trabzon zambağı Doğu Karadeniz bölgesinde yetişir. Ev ilaçlarında beyaz zambak kullanılır.
Faydası : Vücut ağrılarını dindirir. Diş ağrılarını ve iltihaplarını giderir. Şişlikleri indirir.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Zencefil (zencebil) : Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır.
Faydası : İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Şifalı Bitkiler ( Y )
Cuma, 06 Haziran 2008Yabani enginar (kengel) : Bileşikgiller familyasından; 2 metre kadar boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yapraklarının ucu sivri diken şeklindedir. Ev ilaçlarında; kökü ve yaprakları kullanılır.
Faydası : Mideyi kuvvetlendirir. Sinirleri güçlendirir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Diş ağrılarını giderir. Dişeti iltihaplarını giderir. Hazımsızlığı giderir.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Yabani gül (köpekgülü) : Gülgiller familyasından; 2-3 metre boyunda bir ağaçcıktır. Yaprakları 5-7 parçalıdır. Çiçekleri pembe veya beyazdır. Olgun meyvelerine kuşburnu denir. İçeriğinde şekerler, organik asitler ve C vitamini vardır.
Faydası : Kuşburnu denilen meyvesi idrar söktürür. İshali keser. Basur memelerine faydalıdır.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Yabanmersini (ayıüzümü) : Fundagiller familyasından; 20-50 cm boyunda çok dallı, odunsu bir bitkidir. Karadeniz bölgesinin dağlarında çok miktarda bulunur. Meyvelerinde; organik asitler, şekerler, pektin, tanen ve mirtilin denilen bir boya maddesi ile A ve C vitaminleri vardır. Yaprakları ve meyveleri kullanılır.
Faydası : Yaprakları şeker hastalığında faydalıdır. Meyvesi dizanteride etkilidir. İshali keser.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Yabanyasemini (sofur) : Patlıcangiller familyasından; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde rastlanan, 1-2 m boyunda, çok yıllık, fena kokulu bir bitkidir. Haziran-Eylül ayları arasında mor renkli çiçekler açar. Gövdesi sarılıcıdır. Meyvesi sarımsı-kırmızıdır. Dallarında dulcamarin vardır. Meyveleri; solanın ve solasein taşır.
Faydası : Deri hastalıklarında kan temizleyici, hafif uyuşturucu ve romatizma ağrılarını giderici olarak kullanılır. Şehveti keser. Salgıları azaltır.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Yakıotu (meragülü) : Küpeçiçeğigiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, çoğunlukla çok yıllık, ender olarak 1-2 yıllık bir bitkidir. Çiçekleri pembe veya kırmızı renklidir. Meyvesi uzun bir kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 21 türü vardır. Bitkide tanen yağı, müsilaj ve benzerleri vardır. Ev ilaçlarında; epilobium angustifolium, kıllı yakıotu, dağ yakıotu ve bataklık yakıotu kullanılır.
Faydası : Kabız ve yumuşatıcı olarak kullanılır. Yaprakları yaraların üzerine konulursa, şişkinlik ve iltihapları dağıtır. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Yapışkanotu(duvarfesleğeni) : Isırgangiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Genellikle duvarların üzerlerinde ve diplerinde bulunur. Yaprakları almaşık ve tam kenarlıdır. Çiçekleri küçük kümeler halindedir.
Faydası : İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Dizanteride faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Rahatlık verir. Şeker hastalığında faydalıdır.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………