‘Felsefe’ kategorisi için Arşiv

tek doğru

Çarşamba, 18 Haziran 2008

İlk insandan, modern insana kadar birçok şey değişti. Çevre, iklim, toplum, kültür, hayvanlar, kıtalar, okyanuslar, hatta evren. Ancak tek bir şey değişmedi oda dünyayı algılama şeklimiz.

Düşünün ki her birimiz bir şeyleri görüyor, duyuyor, kokluyor, bir şeylere dokunuyor, tadıyoruz. Ancak hiç kimsede aynı şeyde mutabık kalamıyor. Kendimize bir başlangıç noktası seçelim, bu nokta öyle bir şey olsun ki dünyanın neresinden bakarsanız bakın aynı olsun. Aynı gözüksün yada aynı tat’da olsun diyemiyorum çünkü hangi duyu organımızı kullanacağımızı seçmediğimiz için aynı olsun diyebiliyorum. Mesela bu evrenin oluşumundan beri çok az değişmiş olan Kutup Yıldızı olsun, belki ilk zamanlarda farklı Kutup Yıldızı vardı ancak biz şimdikinden bahsedelim, belki başlangıç noktası olarak güneşi de seçebilirdik ancak, parlaklığı ve konumu dünyanın neresinde olduğunuza göre değiştiği için ve mevsimlere ve gece gündüze bağlı olduğu için Kutup Yıldızı seçtik diyelim. Şimdi bu Kutup Yıldızı’na verdiğimiz yada vermiş olabileceğimiz, insanoğlu olarak, anlamları düşünelim.

(daha fazla…)

Aristoteles

Çarşamba, 18 Haziran 2008

Aristoteles döneminde politik yapı değişmiş ve Yunan Dünyası yavaş yavaş Makedonyalıların hakimiyetine girmeye başlamıştır. Makedonya bölgesinin kuzeyi Teselya, doğusu İllirya ve batısı ise Trakya ile çevrilidir ama bu sınırlar sabit değildir; zaman zaman daralmış veya genişlemiştir. Belirli bir Makedonyalı tipi de yoktur; bunlar İlliryalılarla Trakların karışımından oluşmuşlardır. Yunanca konuşmazlar; kendilerine özgü bir dilleri vardır ve bu dil Hint-Avrupa dilleri içinde yer alır.

Makedonya Kralı II. Philip döneminde Makedonya değişik bir görünüm kazanmaya başlamıştı. Makedonya kralları Yunanlı olmalarına karşın, yerli kadınlarla evlenmişler ve bu uygulama giderek yaygınlaştığı için, kısa bir süre içinde Yunanlılar başka kavimlerle kaynaşmışlardı. Hatta söylendiğine göre, tam bir Yunanlı olarak yetiştirilmiş olan II.Filip’in annesi Yunanca’yı oldukça ileri yaşlarında öğrenmişti.
(daha fazla…)

AYDINLANMA ÇAĞI

Çarşamba, 18 Haziran 2008

1) 18. yüzyılın büyük matematikçilerinden, Ansiklopedi’nin Önsözünün yazarı d’Alembert, bir yerde aşağı yukarı şöyle der: “15. yüzyıldan beri her yüzyılın ortalarında çok önemli bir tinsel devrim medana gelmiştir: 15. yüzyılın ortalarına doğru Rönesans gelişti. 16. yüzyılın ortalarında din reforması (Protestanlık) en yüksek noktasına erişti. 17. nin ortasına varmadan az önce Descartes’ın felsefesi zihinler üstünde egemenliğini kurmaya başladı. Şimdi -yani 18. yüzyılın ortalarında da- böyle bir önemli devrime tanıklık ediyoruz, diyebilir miyiz?” D’Alembert, bu sorusunu “evet” le cevaplandırmakta ve (gene aşağı yukarı) demektedir ki: “içimizde ve dışımızda gelişen olaylara bakarsak, egemen hale gelmiş adet ve töreleri izlersek, kolayca anlarız ki, bütün düşüncelerimizde derin bir değişme meydana gelmiştir. Bu değişikliğin yapısını tam olarak ancak çok sonra temellendirebiliriz, ama daha şimdiden onun üstüne oldukça açık bir görüşe sahip olduğumuz besbelli; çünkü içinde yaşamakta olduğumuz bu yüzyıla Felsefeninin yüzyılı diyoruz.

(daha fazla…)

Zihin Felsefesi

Çarşamba, 18 Haziran 2008

 En genel anlamda, zihnin özünü, doğasını, varoluşunu, kapsamını ve içeriğini araştıran; zihnin dünyayla ilişkisinin nasıl kurulduğunu, zihnin kendi dışındaki nesnelerle ilişkiye nasıl geçtiğini temellendiren;

-”anımsama”, “anlama”, “acı çekme” gibi zihinle bir biçimde ilişkisi olan birtakım yaşantıları ya da zihin durumlarını inceleyen;

 -zihin durumlarının ya da bilinç yaşantılarının birbirleriyle olan ilişkilerini olduğu denli, zihinler arasındaki ilişkileri ya da zihnin başka zihinler ile olan ilişkisini de çözümleyen;

 -zihin ile beden arasındaki ilişkiyi kimileyin zihin-beden ayrımını olurlayarak, kimileyin de zihin-beden ayrımını olumsuzlayarak temellendiren;

(daha fazla…)

METAFİZİK

Çarşamba, 18 Haziran 2008

Metafizik, felsefe disiplinlerinin tartışmaya en açık olanı, başı en çok derde gireni ve en ilgi çekicisidir. O, en yaygın anlamıyla,tüm yaşam ve bilgimiz hakkında bütüncül bir yorum olma çabası gütmekle, bizzat felsefeden başka bir şey değildir. Ama o aynı zamanda, felsefenin, adını bir rastlantıya borçlu olan gayrimeşru çocuğudur. O adını, Aristoteles‘in yazıları içersinde fizikle ilgili olanları izleyen (meta ta physika) yazılar olarak bulmuştur. Simplikios tarafından vurgulanan anlamıyla da, metafizik sözcüğü, aynı zamanda “doğa ötesi”nin, fizikten sonra bilinmesi gereken özlerin öğretisine verilen ad olmuştur. Oysa Aristoteles sadece ilk felsefeden sözetmişti.

(daha fazla…)