16 Ağustos 2008
Web 2.0 tanımını en önemli üç kavram tanımlıyor.
Web 2.0 Tim O’Reilly tarafından 2004′de kullanılmaya başlanan bir sözcüktür ve ikinci nesil internet hizmetlerini, toplumsal iletişim sitelerini, vikileri, iletişim araçlarını diğer bir anlamla internet kullanıcılarının ortaklaşa ve paylaşarak yarattığı sistemi tanımlar. Kelimenin tam anlamı tartışmaya açıktır. Tim Berners-Lee gibi teknoloji uzmanları da kelimenin manasını sorgulamıştır.
Tim O’Reilly’e göre Web 2.0′ın kısmen tanımı şöyledir: “Web 2.0 bilgisayar endüstrisinde internetin bir düzlem olarak ilerlemesiyle bir işletme devrimi ve bu düzlemin kurallarını başarı için anlamaya çalışmaktır. Bu kurallar arasında başlıcası şudur: Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.” Farklı farklı tanımlar olsada anlam bütünlüğü bakımdan hepsi aynı noktada buluşuyorlar.
Web 2.0′ın güç aldığı birçok kavram vardır. Bu kavramlardan en önemlileri uzun kuyruk (long tail), kollektif zeka, viral yayılmadır.
Yazının kalanını okuyun »
Kategori Teknoloji | Yorum Yok »
16 Ağustos 2008
Geliştirilen yeni teknoloji sayesinde uyku modundaki bilgisayarlar telefonla aranabilecek
Bir tarafta enerji tasarrufu yapan bilgisayarlar, diğer tarafta ise internet üzerinden çok daha ucuza gerçekleşen telefon görüşmeleri. Cebimizi düşünen bu iki tekonoloji aslında bir biriyle uyumsuz bir tablo çiziyor. İnternet üzerinden sesli ya da görüntülü görüşme yapmak için aradığınız dostunuzun bilgisayarı kapalı olmasa bile enerji tasarrufu için uyku moduna geçtiyse ona ulaşamıyorsunuz. Çünkü IP üzerinden gerçekleşen erişimlerde karşı tarafın bilgisayarının tamamen açık olması gerekiyor.
Intel tarafından geliştirilen yeni bir teknolojiyle bu sorun tarih oluyor. Enerji tasarrufu için uyku moduna geçen bilgisayarlar bundan böyle, başka bir bilgisayardan arandıklarında önce uyku modundan çıkacaklar, sonra da kamera ve mikrofonlarını aktif hale getirerek gelen aramayı kabul edecekler.
Wi - Fi desteklemiyor
Intel bu özelliklere sahip yeni nesil ana kartları gelecek aydan itibaren piyasaya sürmeye başlayacak. Sistemin tek sorunlu noktası ise Wi - Fi kablosuz ağların uyku modunda çalışmaması nedeniyle internet bağlanıtısının eternet üzerinden yapılması zorunluluğu.
Kategori Teknoloji | Yorum Yok »
16 Ağustos 2008
ODTÜ Teknopark yazılımcıları tarafından geliştirilen Hükümran Senfoni oyunu rekora koşuyor.
ODTÜ Teknopark’taki Ceidot Oyun Stüdyoları yöneticisi Erkan Bayol, yaptığı açıklamada, 9 Mayıs 2008′de 1. Tur Açık Beta testlere başlayan Hükümran Senfoni Online’ın, 3 ay içerisinde 100 bin kayıtlı kullanıcı barajını geçmeyi başardığını bildirdi. Bayol, oyunun henüz açık beta aşamasında bulunmasına rağmen Türk oyunseverlerin gösterdiği ilgi ve güvenin ”olağanüstü” olduğunu söyledi.
Türkiye’de en çok oynanan ve Almanya’da üretilen tarayıcı tabanlı oyunlardan Travian’ın 2004 yılında yayınlanmaya başlandığını ve o dönemden bugüne kadar Türkiye’de 400 bin dolayında oyuncusu olduğunu anlatan Bayol, ”Yani 4 yılda 400 bin seviyesine gelmiş bulunuyorlar ki bu rakam ciddi bir başarıdır” dedi.
Oyunun Türkiye’de bu hafta içinde satışlarına başlayacağını ve test aşamasından büyük ölçüde çıkmış olacağını söyleyen Bayol, ”Oyuna yeni bir şey ekleme yerine sadece oyunu sağlıklı bir şekilde ayakta tutacağız ve yurt dışı pazarları için anlaşmalar üzerinde çalışmalarımıza yıl sonlarına doğru başlayacağız” diye konuştu. Erkan Bayol, oyunun herkes için ücretsiz olarak hso.mynet.com adresinden oynanabileceğini bildirdi.
Etiketler: beta, hükümran senfoni, odtü, teknopark, travian
Kategori Teknoloji | Yorum Yok »
16 Ağustos 2008
Fareden alınan sinir hücrelerinden meydana getirilen biyolojik beyne sahip bir robot yapıldı.
İngiltere’deki Reading Üniversitesi’ndan Kevin Warwick başkanlığındaki ekip, “Gordon” adı verilen robotun beyninin fareden alınan sinir hücrelerinden meydana getirildiğini, önce solüsyona koyulan sinir hücrelerinin, daha sonra 60 kadar elektrottan oluşan bir “düzeneğe” yerleştirildiğini belirtti.
24 saat sonra bağlantıların meydana geldiğini ve normal beyin gibi bir “ağın” oluştuğunu belirten araştırmacılar, bunun sonucunda beynin robotu denetleyebildiğini söylediler.
Amaçlarının “bilgisayar beynine” göre biyolojik beyinde anıların nasıl arşivlendiğini anlamak olduğunu belirten ekibin başındaki Warwick, tekrarlatarak robota bazı şeylerin öğretilebildiğini, şimdi amaçlarının robota bazı davranışları öğretmek olduğunu ifade etti.
Uzayın derinliklerinde yuva arayan genç bir robotun öyküsünün anlatıldığı Wall.E filminin başkahramanı Wall.E’ye benzeyen “Gordon”ın, duvara çarptığında beyninin bir uyarı aldığı ve robotun edindiği alışkanlıkla “engeli aşabildiği” kaydedildi.
Çalışmaları Alzheimer, Parkinson gibi sinir hastalıklarının tedavisine, anıların nasıl depolandığına ve bu anıların nasıl güçlendirilebileceğine de ışık tutan ekibin başındaki Warwick, “Gordon’un beyni, insan beyninde ne olup bittiğinin basitleştirilmiş hali. Ancak Gordon’un beynine bakabiliyor, onu denetleyebiliyoruz” dedi.
Warwick, ayrıca şu an Gordon’un beyninde 50 bin ile 100 bin sinir hücresinin aktif olduğunu tahmin ettiklerini, farede bu sayının yaklaşık bir milyon, insandaysa yaklaşık 100 milyar olduğunu ifade etti.
Dünyada bu gibi biyolojik beyinler üzerinde çalışan 4-5 ekibin olduğunu söyleyen Warwick, ancak daha önce deneyim ve alışkanlıkla öğrenme konusunda çalışan bir gruba rastlamadığını da vurguladı.
“Gordon” için insan sinir hücrelerinin kullanılması konusundaysa Warwick, “engellerin bulunduğunu, bunun teknikten çok etik bir sorun olduğunu söyledi.
Etiketler: beyin, fare, robot, sinir hücreleri
Kategori Teknoloji | Yorum Yok »
12 Ağustos 2008
Wind Up Remote isimli bir kumanda, üzerindeki çarkın döndürülmesiyle enerji ihtiyacını karşılıyor.
Koltuğunuzda rahat bir şekilde oturuyorsunuz, ya da uzanmışsınız ve kanalları tek tek dolaşıyorsunuz. Ancak o da ne; kumandanız TV’yi artık kumanda etmiyor; kumandayı TV sensörüne iyice yakınlaştırıyorsunuz ama hiçbir faydası yok. Mecburen o an değiştirmek istediğiniz kanalı TV üzerinde yer alan tuşlarla hallediyorsunuz. Sonra anlıyorsunuz ki kumandanızın pili bitmiş; ama terslik de bu ya; evde yedek pil de yok.
Bu anlattığımız hikaye aslında birçoğumuzun başına gelebilecek bir olaydır. Ancak bu can sıkıcı durumun artık ortadan kalktığını söyleyebiliriz. Nasıl mı? Elbette Wind Up Remote ile!
Wind Up Remote isimli bir kumanda, pil kabusuna bir son verecek niteliğe sahip. Bu kumandada pil kullanılmıyor. Enerjinin sağlanması için ise yapmanız gereken tek şey kumandanın üzerinde yer alan çarkı döndürmek. 30 tam döndürme ile tamamen şarj olabilen kumandayı şimdilik Samsung başta olmak üzere Panasonic, Sony ve Philips markaları destekliyor.
Ürün henüz Türkiye’ye gelmedi.
Kategori Teknoloji | Yorum Yok »
12 Ağustos 2008
İnternette dolaşan yeni trojan hızla yayılıyor. Üstelik bu trojanla kurtulmak hiç de kolay değil.
Son birkaç gündür internet üzerinde dolaşan zararlı kullanıcıların bir numaralı belası olmaya başladı. Kaspersky tarafından “Trojan-Downloader.JS.Small.js” olarak tanımlanan zararlı, ağ üzerindeki bir PC’ye bulaşarak bu PC’yi sistemde Gateway olarak gösteriyor. Diğer bilgisayarlar ise Gateway olarak gördükleri bu PC üzerinden internete bağlanmaya çalışıyor. Tabi bu durumda virüs de internete bağlanmak isteyen PC’ye direkt olarak bulaşmış oluyor.
Zararlıdan etkilenen PC’ye format atılsa bile, ağa bağlanıldığı an virüs tekrar sisteme bulaşıyor. Virüsten kurtulmanın yolu ise, ağ üzerinde bulunan ve zararlıdan etkilenen tüm PC’leri tespit etmek ve zararlıyı silmek, daha doğrusu bu sistemleri formatlamak.
İlginizi çekebilir: Bilgisayarınızı viruslerden korumanın yolları
Kategori Teknoloji | Yorum Yok »
11 Ağustos 2008
Eşin Hamileliğinde Babanın Görevleri
Genç babanın da hem karısının gebeliği süresince, hem de doğumdan sonra önemli görevleri vardır. Bu görevleri şöylece özetleyebiliriz:
Eşinizi sanki evliliğinizin ilk günlerindeki ince ve zarif haliyle görüyormuş gibi davranın
Sık sık onu sevdiğinizi, gebeliğin kendisine çok yakıştığını belirtin
Karınız bir gün ben herhalde gebeyim derse baba olmayı hiç düşünmüyorsanız bile çok sevinmiş görünüp doktora ilk gidişinizde kesinlikle onunla birlikte olun
Onun karnının şişmesiyle yada göğüslerinin büyümesiyle alay etmeyiniz
Sinirli olduğu ne olursa olsun evden dışarı çıkarıp onun sevdiği şeyleri yapmaya çalışın
Erkek yada kız çocuk istediğinizi hiçbir zaman söylemeyin. Her fırsatta sağlam doğsun yeter, benim için önemli olan senin ve bebeğin sağlığıdır deyin.
Hiçbir zaman keşke bu çocuk birkaç yıl sonra olsaydı gibi sözler etmeyin
Karınızın doğum ve çocuk bakımı gibi kaygılarıyla ne olursa olsun alay etmeyin
Karınızın gebeliği süresince parasal olanaklarınız oranında bebek için bazı şeyler almayı unutmayın.
Kategori Gebelik | Yorum Yok »
11 Ağustos 2008
Erkek Tohum Hücresi (Sperm-Spermatozoit)
Erkek Üreme Sistemi
Erkek tohum hücreleri husyeler (testiler) de oluşur. Bunlar iki adet, yumurta biçimli ve kendilerine ait özel bir zarla deriden torbaların içinde yer almış bezlerdir. Testisler, içleri yumak şeklinde ince borulardan meydana gelmiştir. Borular iplik kadar ince olup içlerindeki hücre sıralarından spermatozoitler meydana gelir.
Testislerin başka bir özelliği de spermatozoitlerin doğuşunu etkileyen ve erkeğe erkeklik niteliklerini veren bir hormonu salgılamasıdır. Bu hormon, erkekte sakal bıyık meydana gelmesi ve kıllanmanın gerçekleşmesi, vücut yapısının özelliği, ses kalınlığı gibi özelliklerin ortaya çıkmasını ve sürekliliğini sağlar.
Testislerde spermatozoit oluşumu blue çağında yani 12-14 yaşlarında başlar. İhtiyarlık çağında da devam edebilir. İplik şeklindeki ince boruların iç çeperlerindeki yuvarlak hücreler çeşitli devreler geçirerek spermatozoit durumuna gelir. Spermatozoit tek bir hücre olup insan hücreleri arasında en küçüklerindendir. Mikroskoptaki görünüşü adeta durgun sularda sürüler halinde dolaşan kurbağa yavrularını andırır. Yani bir başı, bir gövdesi ve uzun bir kuyruğu olan hareketli hücrelerdir. Yumurta biçimindeki baş kısmında, hücre zarı çekirdeği yer alır. Daha sonraki bölümlerde belirtileceği gibi, kadın yumurta hücresine giren, erkek tohum hücresinin baş kısmıdır. Kuyruk ise kamçı gibi olup spermatozoitin hareket yeteneğini sağlar. Cinsel ilişki sırasında kadının haznesine dökülen spermler bir iki dakika içerisinde rahim ağzını örten salgıların içine girerler. Ancak, testislerde oluşan spermatozoitler hemen dışarı atılmaya hazır değildirler. Spermler önce yumak şeklinde açıldığı zaman 5-6 metreyi bulan bir kanala gelirler, bundan sonra 30 cmlik ikinci bir kanalı geçip tohum keseleri denen, prostatın iki yanındaki keselerde toplanırlar. Bütün bu yol boyunca canlılıklarını sağlayacak birtakım maddeleri, prostat ve bunun gibi iç salgı bezlerinin çıkardığı sıvılardan sağlarlar ve adeta onların içinde yüzerler.
Depo edilmiş spermatozoitler 30-40 gün yaşarlarsa da, yaşlandıkça canlılık ve döllenme yetenekleri azalır. Bu şeklide yaşlanan ve ölenlerin yerlerini hemen yeni oluşan taze spermatozoitler alır ve depolanır. Spermatozoitlerin kadın vücudunda 5-6 gün, dış ortamda ise 48 gün yaşadıkları tespit edilmiştir.
Cinsel ilişki sırasında erkekten atılan spermatozoitlerin sayısı 200-600 milyon arasında değişir. Bunlardan 1000 tanesi kanallara kadar varabilir ancak döllenmeyi yani dişi yumurta hücresi içine girmeyi tek sperm başarabilir.
Kategori Gebelik | Yorum Yok »
11 Ağustos 2008
Kadın Üreme Organı, Kadın Üreme Sistemi
İnsan türünün sürekliliğini sağlayan üreme organı iki kısma ayrılır.
İç üreme organları; yumurtalık (Ovarium), Kanallar-Fallop Borusu, Döl Yatağı (Uterus), Hazne-Mihbil (Vajina)
Dış üreme organları; küçük ve büyük dudaklar, klitoris (bızır), hymen (kızlık zarı)
Kadın Üreme Organları
İç Üreme Organları
Yumurtalık: yumurtalık döl yatağı denen uterusun iki yanında bulunan badem şeklinde bir organdır. 4-5gr ağırlığındadır. Yeni doğan bir kız çocuğun her yumurtalığında yaklaşık olarak iki yüz bin kadar yumurta hücresi bulunur. Bu yumurta hücrelerinden biri adet gören genç kızda her ay yumurtalığın yüzeyine gelir ve oradan dışarı atılır. Döllenmeye hazır olan bu yumurta için en uygun yer döl yatağıdır. Eğer yumurta döllenip yerleşirse gebelik başlamış demektir.
Kanallar: yumurtalıktan atılan yumurtayı döl yatağına getiren organ, kanallardır. Kanalların bu görevi uç kısımlarının saçak şeklinde olması ile kolaylaşmıştır. Bu sayede dışarı atılan yumurta hücresini kolayca yakalayıp kanala sokar ve döl yatağına doğru hareket ettirir. Döllenme işi hemen her aman bu kanal içinde olur.
Döl yatağı: 100-150 gr ağırlığında armut biçiminde bir organdır. İçinde barındırdığı döllenmiş yumurtayı gebelik sonuna kadar dış etkilerden korur. Gebelik süresince çocuğun büyümesine ayak uydurarak doğuma yakın zamanlarda 1-1.5 kg kadar olur. Armuta benzetilen bu organın iki bölümü vardır.
Yazının kalanını okuyun »
Kategori Gebelik | Yorum Yok »
11 Ağustos 2008
Doğum Kontrol Yolları, Doğum Kontrol Yöntemleri
Doğum kontrolü (Aile Planlaması Nedir) yada nüfus planlamasının amacı kısaca nüfus artışının kontrol altına alınabilmesi şeklinde özetlenebilir. Günümüzde çeşitli nedenlerle istenmeyen çocuktan kurtulabilmek için hayatını bile tehlikeye atan anne sayısı hiç de az değildir.
İşte bu nedenlerle bilim adamları, nüfus artışını önlemek amacı ile çeşitli metodlar bulmuşlar ve bu metotları doğum kontrolü, aile planlaması yada nüfus planlaması gibi adlar altında toplamışlardır.
Doğum kontrolü için kullanılan yöntemleri
Gebelik takvimi kullanımı, koitus Interreptus (geri çekme), Lavaj, Kanının kullanacağı diyafram, Vaginaya konulacak sperm öldürücü maddeler, rahim içine konan araçlar (spiraj), doğum kontrol hapları, prezervatif (kondom)
- Gebelik Takvimi, Gebelik Hesaplama Takvimi Yöntemi
Yazının kalanını okuyun »
Kategori Gebelik | Yorum Yok »